BOŞLUK

4 Mart 2012 Pazar

AV 8

 Kasabanın yolu neredeyse seksen santime ulaşmış karla doluydu,ama avcıdan önce kasabaya gitmiş bir kaç kişinin oluşturduğu iz, bir yaya yoluna dönüşmüştü.Avcı bu yolda hiç durmadan yürüyordu nerdeyse iki km den oluşmuş yolu
onbeş dakikada katetmişti.Avcı kasabanın girişinde bir kaç kişinin meraklı sorularını kısaca geçiştirip yürüyüşünü sürdürüyordu.Kasaba tek sokaktan oluşuyordu,ve sokağın dibinde hükümet konağına gidiyordu, hayvan doktoru bu binada bulunuyordu.Avcı hükümet konağının hemen girişindeki  tek oda büyüklüğünde baytarın muayenesine ulaşmıştı.Ne varki muayene odası kapalıydı,telaşla binanın içinde bulunan çay ocağına yöneldi,içerde sadece iki kişi vardı,anlaşılan bu karda kasabaya çok fazla kişi inmemişti.Çay ocağının sahibi meraklı bakışlarla bir avcıya birde kucağında taşıdığı yaralı köpeğe baktı,baytarı aradığını tahmin edip,onun bu gün gelmediğini kasabanın girişinde bulunan lojmanda kaldığını söyledi.Avcı her şeyin ters gitmesine sinirlenip şansına küfür etti,ardından adama baytarın telefonu olup olmadığını sordu.Adam telefonu olduğunu ama bu karda geleceğini tahmin etmediğini söyledi.Avcı lütfen ararmısın dedi, ara ve telefonu bana ver diyede uyardı.Adam dudak bükerek ahizedeki tuşları çevirdi,şansına çalıyordu bu karda telefonunda kesik olma ihtimalide vardı.Adam telefonun ahizesini avcıya uzattı,bir müddet çaldıktan sonra karşı taraftan nazik bir kadının sesi duyuldu.Baytar genç bir kadındı ,kadın olması köpek için gelme şansını çoğaltmıştı,genelde kadınlar hayvanlara karşı daha merhametli olurdu,ama merhametleri erkeklere karşı pekte iç açıcı olmazdı.Avcı karşısındaki kadının kendisini tanıtmasından sonra,köpeğini domuzun kestiğini yarasının çok büyük olduğunu ve onu kurtarması için gelmesi gerktiğini adeta yalvararak anlattı,telefonun karşı tarafındaki seste ayni telaşa kapılarak geleceğini söyledi.Kahveci avcıya bir bardak çay ikram etmiş tanımadığı bu gencin kimin nesi olduğunu soruyordu.Kasaba küçük bir yerdi ve neredeyse herkes birbirini tanırdı.Fakat avcı uzun süreden beri büyükşehirde kaldığından ne avcı onları tanıyor nede onlar avcıyı tanıyordu.Kahvenin sahibi karşı köyde oturan akrabalarından çıkmıştı.Avcı iki sandalyenin üzerine yatırdığı köpeğini bir eliyle okşaayıp diğer elinide sobaya uzatarak ısıtıyordu.Köpeğin gözlerindeki sadakat ışığı nerdeyse sönmek üzereydi ,artık gözlerini pek açamıyordu.Yaklaşık yirmi dakka sonra genç bir kadın hükümet konağının girişinde belirdi,avcıdan bir iki yaş büyük görünüyordu,kızıl, omzunun hemen altına gelen saçlarını, uçlarına yakın bir yerden bir tokayla birbirine tutturmuş ,güzel yüzünü mühteşem gözleriyle süslemişti.Avcı köpeği unutmuş kadına hipnotize olmuş gibi bakıyordu,kadın muayenesinin kapısını açmış,kahvehanenin sahibine kendisini arayan kişiyi soruyordu.Kahvenin sahibi genç adamın omzuna vurduğunda avcı kendine gelmiş köpeğinin sandalyenin üzerinde olduğunu kekeleyerek söyleyebilmişti.Kadın avcının yanıdan geçip köpeğin yanına ulaştı,avcının köpeğe sardığı montu usulca açtı,köpeğin karnındaki kocaman pencereyi gördüğünde yüzünü derin bir endişe kapladı,aceleyle kahveden çıkıp muayene odasına daldı.Kadın az sonra elinde bir şiringayla geldi ,köpeğe yaptığı iğnenin ardından,köpeği muayene odasına getirmesini avcıya söyledi,avcı kadının yaptığı hiç bir şeyi kaçırmıyordu
gözleri kadına endekslenmiş onun söylediklerini harfiyen yerine getiriyordu.Baytar köpeğin kesik yerini uzun bir uğraşın ardından dikip,birde serum takmış,serum bitene kadarda beklemeleri gerektiğini söylemişti.Kadın köpeğin kurtulacağını,kesiğin sadece deride gerçekleştiğini ve herhangi bir kemiğin zarar görmediğini anlatırken,avcının tek duyabildiği köpeğinin yaşayacağı olmuştu.Avcının hiç bitmesini istemediği serum bitmiş, günde kararmaya başlamıştı.Baytar köpeği yarın tekrar getirmesi gerktiğini söyleyip muayenesini kapattığında,avcının ertesi günü beklemesi çokta zor olmuştu,artık avlanacağı yer belliydi ,hükümet konağının hemen yanı başı..
Yorum Gönder