BOŞLUK

5 Ocak 2010 Salı

öylesine bir söz


Dağın zirvesinden başını gökyüzüne kaldıran su ,bir müddet güneşin hayat veren ışıklarına baktıktan sonra,coşkuyla tepelerden aşağıya akmaya başladı diğer sularla birlikte.birbirlerine eklenerek kayalıklardan köpürerek akan sular dağın yamacı bitipte eteklerine indiklerinde birleşip tek bir su oldular ve sanki akmıyormuş gibi süzülmeye başladılar...

Nesne ,suyun dibinden yüzeyine doğru bir çizgi ve renk yumağı oluşturan güneş ışıklarının cazibesine kapılıp suya atladı.Bir müddet yüzdü,eğlendi,dibine dalıp yüzeyine çıktı sonra sırt üstü suya uzandı. Mutlu ve huzurlu bir hali vardı,suyun üzerinde ne kadar kaldığının farkında değildi.Sanki hemen şimdi girmişti,hevesini alamamıştı bile.Bir müddet sonra nesne aniden irkildi suların altından hızla kaymaya başladığını farketti.Sudan çıkmak için sağa sola kulaç salladı olmadı,akıntının şiddetine karşı koymak için ters yöne yüzmeyi denedi,nafile.

Nesneyi bir korku ve tedirginlik sardı ve hızla çağlayana akan suya teslim oldu.Çaresiz çağlayana düşerken bir an düşünme fırsatı bulabildi bir daha suyun cazibesine kapılıp onunla asla oynamayacaktı.AMA NESNE İÇİN BİR SONRAKİ ÇAĞLAYAN HİÇ OLMAYACAKTI.

(İMAM VE KARGA'dan)
Yorum Gönder